17/8/2006 - saçma olan ne???
Yıllar önce, haber merkezinde muhabirlik yaptığım sıralardı. Telsizden polis memurunun hüzünlü sesinden duymuştum iki kişinin birlikte köprüden atladıkldrını: "Merkez, boğaz köprüsünden iki kişinin el ele atladığını gören kişiler olmuş, şuan köprünün üzerindeyiz. Burada kırmızı renkli Opel Marka terk edilmiş bir araç var. Araştırmaya devam ediyoruz."
Hüzünlü bir polis sesi duymak pek alışık olduğumuz bir şey değildi. Gecenin en koyu saatleriydi. Gittiğimde polisler Çengelköy sahilinde cesetleri arıyordu. ( Cesetler dedim değil mi? Yok oluşun en acı tarifi bu kelimede gizli) Dedim gecenin en kuytu saatleriydi. Kameramızın ışığından yararlanmak için, iki polis ve kameramanım la bilikte bir kayığa binip karanlığın içine doğru ilerledik. İşte oradaydı gen kız. Vazgeçmiş olduğunu anlatır gibi yüzü suyun içinde koların açmış öylece duruyordu. Peki ya sevdiği adam neredeydi. El ele atlamamışlar mıydı sonuzluğa. Ölüm de kalleşce davranmış ayırmıştı onları.
Çıkarttık genç kızı sudan. "Sigarası olan var mı?" Cebimden çıkarttığım sigarayı uzatırken fark etmiştim Telsizden duyduğum o hüzünlü sesin bu polis memuruna ait olduğunu. Sigaradan derin bir nefes çekerken, gözlüklerinin arkasından acı dolu bakıyordu bana. Polisleri sevmezdim. O ana kadar hiç bir polisin gözlerinde hüznün gözyaşlarını görmemiştim. Biraz sonra genç adama da karanlık sularda rastladık.
Geriye döndük...Karanlık sulardan dönmemiz için hiç bir sebebimiz yoktu aslında!
|